Babalar ve çocukları

Kıssadan Hisse…

Bu hikayeden kendi payınıza da çıkartacaklarınız olduğunu unutmayın!

Bu yazımda bir yerde okuduğum bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Anlamlı bir güne de denk geldi ve olduğu gibi hikayeyi hiç değiştirmeden yazmak istedim. Ancak bu hikayeden kendi payınıza da çıkartacaklarınız olduğunu unutmayın! Hem de hayatın her alanı için. Ne demek istediğimi yazının sonunda paylaşacağım sizinle, ama önce bu güzel hikayeyle sizi baş başa bırakayım.

Yaşlı bir baba, kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş. Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş. Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş. Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş. Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış. Lokantadaki insanların bakışları da pür dikkat onların üzerindeymiş. Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış.

Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış. Nihayet yemek bitmiş ve oğlu babasını alıp lavaboya götürmüş, elini yüzünü iyice yıkamış, üstünü başını silip temizlemiş, saçını sakalını düzeltip taramış, gözlüklerini silip gözüne takmış, ardından da koluna girip dışarı çıkarmış. Lokantada bulunanların hakaretamiz bakışları hala onların üzerindeymiş. Hiçbir bakışı umursamayan çocuğun ise yüzünde hep tebessüm varmış, babası çok sevdiği yemekten yeyip lezzet aldığı için…

 

Hey Evlat Burada Bir Şey Bıraktığını Unutmadın mı?

 

Yemek parasını ödeyip tam çıkarlarken, arkalardan yaşlı bir amca seslenmiş: Hey evlat, burada bir şey bıraktığını unutmadın mı?

Az düşündükten sonra çocuk cevap vermiş: Hayır, masada bir şey bıraktığımı sanmıyorum.

Yaşlı amca: Hayır evlat, yanılıyorsun. Sen burada çok değerli bir şey bırakıp gidiyorsun.

Şaşkınlık içinde: Ne bırakmışım ki amca?

Yaşlı amca: Sen burada, her evlat için bir ders ve her baba için bir umut bırakıp da gidiyorsun.

Tam bir sessizlik hakim olmuştu salona. Herkes yaptığından, düşündüğünden utanç duyuyordu. Unutmuşlardı bir an, her sıkıntıda babalarına sığındıklarını

– Baba! Bana şunu al.

– Baba! Şu okulda, şu üniversitede okumak istiyorum, şu kadar harç gerekiyor.

– Baba! Okul masrafları için şu kadar para lazım.

– Baba! Falan şehre gezmeye gitmek istiyorum, para ver…

Ama bir defa olsun dememişlerdi: Yanımdasın ya baba, benim için her şeye değer ve yeter. Babam! Senin yanında olmak benim için bir dünyadır. Hep sahip olmak istediklerimizden söylenip durduk, yokluklarımızdan sitem edip şikayetçi olduk. Ama belki de hiç sormadık ona: Baba senin benden bir isteğin var mı?

 

Hayatınızı Ertelemeyin!

 

Bu hikaye aslında hayatı gerçekliğiyle anlatıyor. Hikayeyi sadece bazı unutulanları hatırlatması için paylaştım. Eğer babanıza ve annenize içinizden onları sevdiğinizi söylemek geliyorsa söyleyin ya da onlarla bir kahve içmek için vakit ayırın. Bununla birlikte; siz de hayatta olmak istediğiniz yerle ilgili hayal kurarken, ne derler diye düşünmediniz mi hiç? Bu yüzden vazgeçtiğiniz hayalleriniz olmadı mı? Hayatınızı ertelemediniz mi? Aslında hayalinize giden yola çıkmak için doğru adımları atmaya başlasaydınız, doğru bir strateji oluştursaydınız bugün ona ulaşmış da olabilirdiniz değil mi?

Kıssadan hisse; Hayatın bazı dönemlerinde karşınıza engeller çıkabilir, karar verme problemi yaşayabilirsiniz ne derler diye düşünerek. Kendiniz için doğru olan hedefi belirleyin ve harekete geçin. Hayatınızı ertelemeyin!

Kobe Bryant ne güzel demiş: “Eğer siz kendinize inanmazsanız, kimse sizin yerinize bunu yapmaz.”

 

Ne yapacağımı nasıl yapacağımı bilmiyorum dediğinizde iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz.